Mitolojiden Örneklerle Yeşilin Sembolik Anlamları

Mitolojiden Örneklerle Yeşilin Sembolik Anlamları

Hem Türk mitolojisinde hem de dünyanın dört yanında yeşil renkle betimlenen birçok mitolojik ve folklorik varlık vardır. Bunların kimileri iyi ve yardımsever, kimileri ise kötü niyetli ve hilebaz olarak tanımlanır. Ancak istatistiksel olarak, yeşil renk genellikle mitolojide olumlu nitelikler ve doğa ile ilişkilendirilir.

Avrupa Mitolojilerinde Yeşil

Eski kaynaklara göre İskandinav mitolojisinde direkt yeşil renkle ilişkilendirilen bir tanrı ya da tanrıça yoktur. Ancak, bir tür bereket tanrısı olan Freyr bazen yeşil renkle betimlenmiştir. Ayrıca dünya ağacı Yggdrasil’in genellikle tüm yıl yeşil kalan bir porsuk ağacı olarak betimlendiğine değinmek gerek.

Yunan mitolojisinde, Rhea ve Kronos’un kızı Demeter, yeşil renkle ilişkilendirilmiştir. Bir tarım tanrıçasının yeşil renkle ilişkilendirilmesi şaşırtıcı olmasa gerek.

Fin mitolojisinde Tapio, bir tür orman tanrısı ya da orman ruhudur. Günümüzde, illüstratörler onu genellikle yeşil tenli ya da yeşil yapraklarla çizer. Bu bakımdan Britanya ve Avrupa folklorunun Yeşil Adam’a benzer.

Mısır Mitolojisinde Yeşil

Her sonbaharda yapraklarını döken ağaçlar, ilkbaharda yeniden yeşerir. Bu nedenle, yeniden doğuş, bu yeşermeden esinlenerek genellikle yeşil renkle ilişkilendirilir. Tıpkı Eski Mısır’da olduğu gibi…

Eski Mısır’da yeniden doğuş genellikle yeşil renkle ilişkilendirilirdi. Eski Mısır’da tarım, yeniden doğuş ve ölüler tanrısı olan Osiris’in genellikle yeşil tenli olarak betimlenmesinin nedeni budur.

Slav Mitolojisinde Yeşil

Sibirya folklorunda yeşil denilince akla ilk gelen şeylerden biri de Yeşil Hafta’dır. Ancak Yeşil Hafta’dan bahsetmeden önce Rusalka’yı tanımak gerek.

Rusalka, Slav folklorunda bir tür doğaüstü varlıktır. Eski Slavlar genellikle onun göllerde yaşadığına inanırlardı. Genellikle yeşil saçlı ya da yeşil tenli olarak betimlenir. Bununla birlikte, betimlemelerde bölgesel farklılıklar vardır. Bazı yörelerde çekici bir peri gibi, bazı yörelerde ise çirkin bir kadın olarak betimlenmiştir.

Rusalka genellikle erkekleri güzelliğiyle büyüleyen bir varlık olarak tanımlanır. Öyle ki, güzelliğine kapılıp gölün derinliklerine dek onu takip eden erkekler boğularak yaşamlarını yitirirler.

Yeşil Hafta’ya gelince… Rusalka Haftası olarak da bilinen Yeşil Hafta, eski Slavlar arasında Haziran ayı başlarında kutlanan pagan kökenli bir festivaldir. Ana konudan sapmamak adına festivalin detaylarından bahsetmiyoruz. Yeşil Hafta hakkında daha fazla bilgi için lütfen buraya tıklayınız

Eski Slavlar Rusalka’nın, Yeşil Hafta boyunca çok daha tehlikeli olduğuna inanmıştır. Bu nedenle kimi Slavlarda haziran başında göllerde yüzülmemesi gibi mitsel pratikler oluşmuştur.

Türk Mitolojisinde Yeşil

Türk mitolojisinde yeşil renk, maviyle birlikte doğuyu ve gökyüzünü sembolize etmiştir. Çoğu kez doğayla özdeşleştirilen yeşil rengin eski Türkçedeki karşılığı “yaşıl”dır. “Yaşıl” ise “yaş” kökünden gelmektedir. “Yaş” sözcüğü günümüzde hem ıslaklık, hem gözyaşı hem de doğumdan beri geçen yıl anlamında kullanılmaktadır.

Eski Türklerin egemenlik kurduğu bölgelerde genellikle step iklimi egemen olmuştur. Step iklimin en belirgin özelliklerinden biri de yağmurların mart-nisan gibi artmasıdır. Artan yağmurların toprağı ıslatması, yani yaşartması bitkilerin büyüyüp yeşermesini sağlar. Böylece ıslaklık anlamındaki “yaş” ile “yeşil” arasındaki ilişki ortaya çıkar.

Islaklık anlamındaki “yaş”tan türeyen “yeşil” sözcüğü, doğumdan beri geçen yıl anlamındaki “yaş” yerine de kullanılmaktadır. Örneğin:
30 yaşıl gördüm. > Otuz ilkbahar gördüm. > 30 yaşındayım.

Belirtmekte yarar var ki eski Türkçede “yış-yiş” sözcüğü de orman anlamına gelmektedir. Orhun Yazıtlarından örnek vermek gerekirse:

𐰃𐰠 : 𐱃𐰆𐱃𐰽𐰴 : 𐰘𐰃𐰼 : 𐰇𐱅𐰰𐰤 : 𐰘𐰃𐱁 : 𐰼𐰢𐱁
Transliterasyon: İl: tutsk: yir: Ötüken: YIŞ: ermş.
Anlamı: İl (ülke) tutacak (olacak) yer Ötüken ormanıdır.

Yaşıl ya da Yaşılhan aynı zamanda iyilik ve merhamet tanrısı Ülgen’in Ak Oğlanlar adıyla bilinen yedi oğlundan birinin adıdır. Yaşılhan ağaçların yeşermesinden ve doğanın korunmasından sorumludur.

Türk Tarih Profesörü Bahaeddin Ögel’in aktardığına göre Ülgen insanı yarattıktan sonra Kuday’a can istemesi için bir kuzgun gönderir. Kuzgun canı aldıktan sonra dönerken yerde bir leş görür. Kuzgun leşi yemek için ağzını açtığında, gagasındaki can çam ağaçlarıyla dolu bir ormana düşer. İşte bu yüzden çam ağaçları bugün yapraklarını dökmezler. Çam, ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlar ilkbaharda yeşermek için Yaşılhan’a ihtiyaç duymazlar. Çünkü kuzgunun düşürdüğü can sayesinde yıl boyunca yeşilliklerini korurlar.


Bilgi paylaştıkça çoğalır: