Pestisit Kokteyli! Greenpeace Türkiye, 155 Örneğin 94’ünde Çoklu Pestisit Kalıntısı Tespit Etti

Greenpeace Türkiye’nin “Pestisitler ve Çocuklar” raporu, pestisit kullanımının ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi.1

Knowledge grows when shared!

Pestisit kalıntılarının yıllardır göz ardı edilen ve tarımsal üretimin gereği gibi makyajlanarak meşrulaştırılan karanlık yüzü, Greenpeace Türkiye’nin 28 Nisan 2025 tarihli basın bülteniyle yeniden gündeme taşındı. Ancak bu kez mesele, yalnızca tarımda kullanılan kimyasalların yasal sınırları aşıp aşmadığı gibi dar bir çerçevede değil; yasaklı maddeler, ruhsatsız uygulamalar, çoklu pestisit kombinasyonları ve çevresel açıdan son derece endişe verici kimyasallar olan PFAS’lar üzerinden ele alınıyor.

İstanbul genelinde beş zincir market ve çeşitli semt pazarlarından temin edilen 155 meyve ve sebze örneğinin laboratuvar ortamında analiz edilmesiyle hazırlanan raporda, numunelerin 94’ünde, yani yaklaşık %61’inde, birden fazla pestisit kalıntısının tespit edildiği belirtiliyor. Yani kabaca her üç örnekten ikisinde tek bir pestisit kalıntısıyla değil, ikili, üçlü hatta dörtlü pestisit karışımıyla karşılaşılmış. Üstelik bu örneklerden 51’i, Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne de aykırı şekilde piyasaya sürülmüş.

Örneklerin 67’sinde PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) içeren pestisitlere rastlandığı belirtiliyor. PFAS’ler, yapılarındaki güçlü karbon-flor bağları nedeniyle çevresel bozunmaya karşı son derece dirençli olup, hem doğada hem de biyolojik sistemlerde uzun süre varlıklarını sürdürebilen kimyasal bileşiklerdir.

İnsan sağlığı üzerindeki etkileri, son yıllarda toksikolojik ve epidemiyolojik çalışmalarla detaylandırılmaya başlanan PFAS’lerin özellikle perfluorooktanoik asit (PFOA) ve perfluorooktansülfonik asit (PFOS) gibi türlerinin çeşitli organ sistemleri üzerinde biyolojik bozulmalara yol açtığı bilimsel verilerle ortaya konmuştur. Bu maddeler, vücuda alındıktan sonra biyotransformasyona uğramaksızın kan plazmasında, karaciğerde ve böbrek dokusunda uzun süre birikerek sistemik toksisiteye neden olur.

Yapılan uzun süreli gözlemsel çalışmalar, PFAS maruziyetinin hepatotoksik etkilere, tiroid hormon dengesizliklerine, bağışıklık sistemi işlevlerinin baskılanmasına ve doğurganlıkla ilişkili olumsuzluklara sebep olabileceğini gösteriyor. Özellikle prenatal maruziyetin, fetal gelişim üzerinde teratojenik risk faktörü oluşturduğu ve nörolojik gelişim üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği yönünde güçlü bulgular mevcuttur.

Önceki Raporlara Göre Pestisit Kullanımında %100’lük Artış Görülüyor

2020 yılında yapılan benzer çalışmada, analiz edilen ürünlerin yalnızca %15,6’sında yasal sınırları aşan pestisit kalıntısı tespit edilmişken, 2025’te bu oran %33’e çıkmış. Kabaca iki katına. Bu durum, beş yıl içinde alınan önlemler, kamu denetimi, bilinçlendirme kampanyaları ya da mevzuat düzenlemelerinin etkili olmadığını gösteriyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen araştırma kapsamında, oransal olarak mevzuata en fazla aykırılık gösteren ürünler şöyle:

Salamura Yaprak%80
Yeşil Sivri Biber%70
Ispanak%67
Kıvırcık Marul%40
Armut%40
Üzüm %40
Elma (Golden ve Starking)%30
Dolma Biber%20
Patlıcan %20
Liste, “Pestisitler ve Çocuklar” raporundaki verilere göre hazırlanmıştır.

İklim Krizi, Tarımsal Uygulamaları Değiştiriyor

İklim değişikliği, tarım alanlarındaki ekolojik dengeyi altüst ediyor. Böcek popülasyonlarındaki patlama, çiftçileri verimi korumak için farklı yollara itiyor. Akla gelen sorulardan biri de şu: Küresel ısınma nedeniyle artan böcek popülasyonu, kimyasal kullanımını artırıyor mu? Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan ÖZYER, ULUKAYIN’a gönderdiği 28 Mayıs 2025 tarihli e-postasında şöyle diyor:

Bilimsel araştırmalar, iklim krizinin artan böcek popülasyonu karşısında verimi korumak amacıyla tarımsal uygulamaları değiştirdiğine işaret ediyor. İklim krizi nedeniyle ekim tarihleri değişti, tercih edilen tohumlar farklılaştı, çeşitlendi ve bu devam edecek. Çiftçilerin artan böcek popülasyonuna yönelik verimi korumak için yeni ürün değişiklikleri gibi değişiklikler yapmaları gerekiyor. Ancak, akademik araştırmalarda böcek popülasyonundaki artış karşısında pestisit kullanımının artmasının pestisit direncine yol açtığı, bunun da sürdürülebilir olmadığı ve verim kaybına yol açtığı belirtiliyor. Bu nedenle çözüm, Ekolojik Tarım Raporumuzda da dile getirdiğimiz gibi ekolojik haşere yönetimidir.

Peki pestisit kullanımının “kontrolden çıkmasında” bir sebep de mevcut mevzuatın yetersizliği mi yoksa mevzuata uyulmaması mı?

Pestisit kullanımında sorun hem yasal düzenlemelerin yetersizliği hem de mevcut mevzuata uyulmamasından kaynaklanıyor, bu da denetim eksikliğine işaret ediyor. Türkiye’de bazı tehlikeli etken maddeler -pestisitler- yasaklanmış olsa da, bu maddeler sahada hala kullanılıyor, bu durum denetim eksikliğinin en temel göstergesi. Dahası, çocuklar söz konusu olduğunda mevzuata uygun pestisit kullanımı dahi çocuk sağlığını olumsuz etkileyebiliyor, ya da pestisit kullanımı biyolojik çeşitliliğe zarar veriyor, hava, su ve toprakta kirliliğe yol açıyor. Bu durum mevcut mevzuatın halk sağlığı ve ekosistem temelli olmadığına işaret ederken, kapsamlı önlemlerin alınmasını engellediğini gösteriyor.

  1. Greenpeace Türkiye. (2025, April 28). Greenpeace türkiye’den “Pestisitler ve çocuklar” Raporu: 155 ürünün yüzde 61’Inde çoklu pestisit Kalıntısı Bulundu. Greenpeace. Accessed 2025, May 15.[]
Share it, discuss it, keep it alive!