Mezarlık Ağaçları ve Mezarlara Ağaç Dikme Geleneği

Mezarlık Ağaçları ve Mezarlara Ağaç Dikme Geleneği

Günümüz mezarlıkları daha çok süs bitkileri ve dekoratif ağaçlarla dolu olsa da çam, selvi ve porsuk gibi bazı türlerin daha yaygın olduğunu fark etmişsinizdir. Peki, dekoratif işlevinin ötesinde manevi ve folklorik anlamları olan bu ağaç türleri nelerdir? Mezarlıklara dikilen ağaçlar neyi sembolize ediyor?

Mezarlıklara Ağaç Dikme Geleneğinin Tarihi

Antropolog Alan Barnard, simgesel düşünmenin yaklaşık 130.000 yıl önce ortaya çıktığını yazmıştı.1 Dolayısıyla sembolik ögelerin binlerce yıldır günlük yaşamımızın ve toplumsal kültürün bir parçası olduğu söylenebilir.

Kültürün en temel sembolik ögelerinden ikisi gelenekler ve göreneklerdir. İnsanlık çok uzun zamandır ölümle ilgili geleneklere, göreneklere ve pratiklere sahip. Bazı antropologlar, Neandertallerin dahi ölümle ilgili belirli ritlere ve pratiklere sahip olabileceğini savunmuştur, ancak bu konuda henüz bir fikir birliği yoktur.

Söz konusu ölüm olgusu olduğunda, pek çok kültürde hem benzer hem de özgün uygulamalara rastlamak mümkündür. Bunlardan biri de mezarlara ve mezarlıklara ağaç dikme geleneğidir.

Antik çağlardan beri belirli ağaç türlerinin mezarlıklara bilinçli olarak dikildiği bilinse de bu geleneğin ne zaman ortaya çıktığına yönelik kesin veriler yoktur. Ancak avcı-toplayıcı gruplarda böyle bir defin pratiğinin oluşması beklenmediğinden mezarlıklara ağaç dikme geleneğinin Neolitik‘ten sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Ağaç Sembolizmi ve Mezarlık Ağaçları

Ağaçlar tüm insanlık için önemlidir, kuşkusuz. Bu, pek çok uygarlığın sanatına, destanlarına, efsanelerine ve mitlerine de yansımıştır. Hatta bazı ağaç türleri kutsal sayılmış, yanlarında yüksek sesle konuşulmaması gibi mitsel pratikler oluşmuştur. İnsanlar, yaşam ağacı adını verdikleri bir sembol ile kozmolojik diyarları birbirine bağlamış, evreni ve yaşamı açıklamaya çalışmıştır. Diğer taraftan bazı ağaç türleri de ölümle ilişkilendirilmiş, mezarlara ve mezarlıklara dikilmesine özen gösterilmiştir.

Dut Ağacı

Dut ağacı yalnızca lezzetli meyveleri için değil, yaprakları ve gövdesi için de yetiştirilen bir ağaçtır. Dut ağacının yaprakları ipekböcekçiliğinde, gövdesi ise enstrüman yapımında kullanılmıştır. Bu nedenle dut ağacı, oldukça verimli ve bereketli bir tür olarak görülmüş, zamanla kutsal nitelikler kazanmıştır. Nitekim Özbek arkeolog Askarov’un Güney Özbekistan’da yürüttüğü bir kazıda bulunan ve MÖ 2. yüzyıldan kaldığı düşünülen bir mezarda gömülü olan kadın, göğsünde dut ağacından bir dal tutar pozisyonda bulunmuştur.

Mezar yakınlarına dut ağacı dikilmesi ya da mezar yeri için dut ağacı yakınlarının tercih edilmesi hem eski Türklerde hem de bugünkü Türklerde, yaygın olmasa da varlığını sürdürebilen bir gelenektir.

Türk topluluklarda kimi ağaçlar kökleriyle yeri, dallarıyla göğü tutan bir direk olarak betimlenmiş ve şamanın trans sırasında âlemler arası yolculuğa çıkmasına yardımcı bir unsur olarak görülmüştür. Yüzyıllarca süren ağaç sembolizmi toplumsal belleğe işlemiş, gündelik yaşamın pek çok alanında kendisine yer bulmuştur. Bunlardan biri de mezarlara ağaç dikilmesidir.

Türk tarihçi Bahaettin Ögel, mezarlara ağaç dikme geleneğinin çok eski çağlara dek uzandığını belirtmiştir. Mezarlara dikilen ağaçlar, tıpkı şamanın trans sırasında göğe yükselmesi gibi, ölünün ruhunun da Tanrı katına ya da göğe yükselmesine yardımcı olmuştur.

Dut gibi her sonbahar yapraklarını döküp ilkbaharda yeniden yeşeren ağaçlar Türk folklorunda sonsuz yaşamı sembolize etmiştir. Bu nedenle mezarlara dikilen ağaçlar, ölünün sonsuz yaşama uğurlanması anlamını da içermektedir.

Dut sembolizmi Yunan mitolojisinde de yer almaktadır. Ebeveynleri tarafından evlenmeleri istenmeyen iki âşık, bir mezarın yanındaki dut ağacının altında buluşmak için sözleşirler. Ancak sevdiği kızın pelerinini bir aslanın ağzında gören adam, aslanın sevgilisini öldürdüğünü sanar ve intihar eder. Etrafa saçılan kanlar, dut ağacının beyaz meyvelerini kırmızıya boyar. Aslandan kaçıp mağarada saklanan kız daha sonra sevdiği adamı kanlar içinde yerde görünce o da intihar eder. Tanrıların onayıyla o günden sonra dut meyveleri (Morus nigra) olgunlaşınca kan rengini alır.2

Çam Ağacı

Pinaceae familyasından bir tür olan çam, iğne yapraklı ve hoş kokulu bir ağaçtır. Soğuğa ve zorlu hava koşullarına karşı dirençli olması nedeniyle pek çok çam türü, çöller hariç Kuzey Yarım Küre’nin geneline yayılmıştır. Çam ağaçları genellikle uzun ömürlüdürler ve bu nedenle Yerli Amerikalılar tarafından uzun yaşamın bir sembolü olarak görülmüşlerdir.

Bir kaç örnek dışında defin pratikleriyle ilişkilendirilen ve mezarlıklara dikilen ağaçlar genellikle yaprak dökmeyen türlerdir. Her mevsim yeşil kalabilen çam ağaçları, bu özelliği nedeniyle sonsuzlukla ve ölümsüzlükle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki pek çok mezarlıkta çam ağaçlarıyla karşılaşmak mümkündür.

Sembolik anlamlarının ötesinde çam ağaçları, yaygın olduğu için tabut yapımında da kullanılmıştır.

Eskiden Kore’de yeni doğmuş bir bebeğe verilebilecek en güzel hediye çam dallarıydı. Çünkü Yerli Amerikalılar gibi Koreliler de çam ağaçlarını uzun ömürle bağdaştırmıştı. Ayrıca Kore çamının, ölülerin ruhlarını diğer âleme taşıdığına inanılıyordu.3

Selvi Ağacı

Cupressaceae familyasından bir tür olan selvi, bir çok iklimde yetişebilen uzun boylu bir ağaç türüdür. Tıpkı çam ağaçları gibi iğne yapraklıdır ve yaprakları dört mevsim yeşildir. Uzun boyu ve dik duruşu nedeniyle erdemli, adaletli ve doğruluktan ayrılmayan bir insana benzetilir.

Selvi ağacı hem Asya hem de Avrupa folklorunda pek çok sembolik anlama sahiptir. Derin kökleri sayesinde güçlü rüzgârlara karşı yıkılmadan durabilmesi, zorluklara karşı kararlılığın sürdürülebilmesi anlamını içerir.

Genellikle dürüstlükle ve çam ağacı gibi uzun ömürle ilişkilendirilen selvi ağacı, Yakın Doğu ve Akdeniz ülkelerinde ölümün sembollerinden biri kabul edilmiştir. Özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye’de mezarlıklara selvi ağacı dikilmesi yaygındır. Mezarın başında bir bekçi gibi bekleyen selvi ağacının duaları Tanrı’ya ulaştırdığına ve ölünün ruhunun göğe yükselmesine yardımcı olduğuna inanılır.

Mezarlık Ağaçları ve Mezarlara Ağaç Dikme Geleneği
Selvi ağaçları (Villeneuve-les-Avignon, Fransa)

Geçmişte bazı Çinli yöneticilerin mezarlarına çam ve selvi ağaçlarının dikildiği bilinmektedir. Alman sinolog ve etnolog Wolfram Eberhard Çin’deki mezarlıklara selvi ağaçlarının dikildiğinden bahsetmiş, selvi ağaçlarının çok uzun yaşadığını ve uzun ömürlülüğü simgelediğini yazmıştır.4

Cupressaceae familyasından başka bir tür olan ardıç da bazen mezarlık ağacı olarak dikilebilmektedir. Pek çok topluluk, ardıç ağacının ve ardıç tütsüsünün kötücül varlıkları uzak tuttuğuna inanırdı.

Mitolojide ve Halk İnançlarında Ardıç

Porsuk Ağacı

Taxaceae familyasından iğne yapraklı bir tür olan porsuk, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Kuzey Yarım Küre’nin pek çok bölgesine yayılmıştır. Uzak Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika en yaygın olduğu alanlardır. Genellikle nemli ve gölgeli yerleri seven porsuk ağacı, binlerce yıl yaşayabilen bir türdür.

Galler’deki Llangernyw’de ve Zonguldak’ta en az 4000 yaşında olduğu düşünülen iki porsuk ağacı bulunmuştur.

Meyvesinin kırmızı etli kısmı hariç porsuk ağacının bütün organları zehirlidir. Yaşlandıkça yere sarkan dalları toprakla temas edince köklenir ve zamanla yeni gövdelere dönüşür. Porsuk ağaçlarının uzun ömürlü olmasının bir nedeni de budur.

Hem zehirli olması hem de eşsiz büyüme tarzı porsuk ağaçlarının pek çok kültürde ölümü ve yeniden doğuşu sembolize etmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle Avrupa genelindeki mezarlıklara sıklıkla porsuk ağacı ekildiği görülmektedir. Özellikle Keltlerde önemli bir yeri olan porsuk ağacı hem mezarlıklarda hem de günümüzdeki şapel ve kiliselerin bahçelerinde yaygındır.

Mezarlık Ağaçları ve Mezarlara Ağaç Dikme Geleneği
İngiltere’deki bir kilisenin bahçesinde yer alan porsuk ağacı. (St Mary’s Church, Downe)

Avrupa kiliselerindeki bazı porsuk ağaçları, Hristiyanlığın bölgeye gelişinden daha eskidir. Bu da kiliselerin bilinçli olarak porsuk ağaçları çevresinde ya da eski pagan tapınakları üzerine inşa edildiğini göstermektedir.

Pek çok ağaç türü kutsal sayılmasına karşın bazı ağaç türlerinin de lanetli olduğuna inanılmıştır. Sanat tarihçisi Gönül Uzelli, Slav kültür coğrafyasındaki kimi yörelerde söğüt ve akçakavak ağaçlarının lanetli sayıldığından, cadıların mezarlarına akçakavak ağacından yapılan kazıkların saplandığından bahsetmiştir.5

Sedir Ağacı

Pinaceae familyasından iğne yapraklı bir ağaç türü olan sedir, 50 metre boya ulaşabilmesi nedeniyle uzun yaşamı sembolize etmiştir. Yaprak dökmeyen öteki ağaç türleri gibi sedir de genellikle ölümsüzlükle ilişkilendirilmiştir. Dayanıklı bir tür olduğu için bazı mezarlıklarda sedir ağaçları tercih edilmiştir.

Tıpkı ardıç gibi sedir ağacının da kimi toplumlarda kötücül varlıkları uzaklaştırdığına inanılır. Buna karşın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir batıl inanca göre Noel sezonu dışında eve sedir dalları getirmek kötü şans demektir.6



  1. “Genesis of Symbolic Thought”, Alan BARNARD, Cambridge University Press, ISBN: ‎978-1107025691^
  2. The Mulberry Tree in the Tale of Pyramus and Thisbe“, Catherine Campbell RHORER, Cambridge University Press, July 4, 2014^
  3. Pinus koraiensis – Korean Pine“, Jim GORMAN, Mount Auburn Cemetery, January 3, 2018^
  4. “A Dictionary of Chinese Symbols”, Wolfram EBERHARD, Routledge & Kegan Paul, ISBN: 9780710201911^
  5. “Slav Mitolojisi: İnanışlar ve Söylenceler”, Gönül UZELLİ, Yapı Kredi Yayınları, ISBN: 9789750837463^
  6. So They Say“, Vicki BENCH, Bittersweet, Volume I, No. 4, 1974^
Subscribe
Notify of
guest
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments