Börü: Türk Mitolojisinde Kurt Sembolizmi

Eski Türkçede börü olarak bilinen kurt, Türk mitolojisinde merkezi bir konuma sahiptir. Hem korkunun hem de hayranlığın simgesi olarak Türk toplumunun kolektif bilincine derinden yerleşmiştir. Kurt sembolizmi, Türk mitosunda doğaya olan köklü saygıyı ve insan ile yaban arasındaki aşkın bağı anlamak için kilit bir noktadır.

Türk Mitolojisinin Coğrafi ve Kültürel Bağlamı

Tarihsel kökleri Avrasya steplerine uzanan Türk halkları, animistik, şamanistik ve mitolojik unsurlardan oluşan çok yönlü bir kültür geliştirmişlerdir. Antik Türk kültürünün temel yapı taşlarından olan bu inanç sistemlerinin ortaya çıkışı ve gelişimi, Türk toplulukların yayıldıkları coğrafi bağlamdan derinden etkilenmiştir.

Doğu Avrupa steplerinden görkemli Altay Dağları’na kadar geniş bir coğrafyaya yayılan Türk toplulukların konargöçer ve yaylacı yaşam tarzı, doğal dünyayla ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiştir. Uçsuz bucaksız çimenli ovalar, engebeli sıradağlar, tundralar ve yer yer yoğun ormanlarla karakterize edilen coğrafi çeşitlilik, hayvanlarla olan mistik bağları etkilemiştir. Bu uçsuz bucaksız coğrafyayı katederken Türklerin çok çeşitli hayvanlarla ve bitkilerle karşılaşmaları, mitolojik ve kozmolojik algılarında silinmez izler bırakmıştır.

Türk toplulukların egemen oldukları toprakların genişliği ve konargöçer yaşam tarzı, doğaya karşı derin bir takdir ve hürmet gerektiriyordu. Bu da mitlerde ve efsanelerde ifadesini buluyordu.

Türk inanç sisteminde insanlar ve hayvanlar alemi arasındaki sınırların bulanıklaşması, kurt, geyik ve kartal gibi bir çok hayvanın antropomorfik bir şekilde betimlenmelerine yol açmıştır.

Börü: The Wolf in Turkic Mythology
Eski Türkçede “börü” kelimesi “kurt” anlamına gelir. Türk halkı börülere karşı hem hayranlık hem de derin bir korku beslemiştir. Bu nedenle börüleri çağırmamak için onlardan bahsederken, gerçek adlarını kullanmak yerine “kurt”, “canavar” ya da “uzun kuyruk” gibi farklı sözcükler seçimişlerdir. (Örtmece olarak bilinen bu dilbilimsel olgu, “cin” yerine “üç harfliler” demeye benzetilebilir.) Oğuz Türkleri börü yerine genellikle meyve kurdunun adı olan kurt sözcüğünü kullanmışlardır. Zamanla “kurt” kelimesi “börü”nün yerini almıştır.1

İnançlar ve gelenekler sonraki kuşaklara sözlü gelenek yoluyla aktarıldığı için Türk mitolojisi, kademeli bir birikim sürecinden geçmiştir. Zaman içinde tarihsel, kültürel ve dilbilimsel etkilerin bir araya gelmesi, Türk mitolojisinin farklı bölgelerdeki dinamik gelişimine ve çeşitlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Bu da lokal varyasyonlardan ve incelikli yorumlardan oluşan zengin bir mozaik ortaya çıkarmıştır.

Türk halklarının Pers, Çin, Moğol, Slav ve Fin-Ugor gibi diğer uygarlıklara olan coğrafi yakınlığı, kültürel ve inançsal düşüncelerin alışverişine neden olmuştur. Sonuç olarak hem Türk mitolojisi bu uygarlıkları etkilemiş hem de komşu inanç sistemlerinden gelen unsurlar Türk mitolojisine girerek anlatısını daha da zenginleştirmiştir.

Makul sayılabilecek belirli dış etkilerin özümsenmesine karşın Türk halkları, benzersiz kültürel kimliklerini ve temel mitolojik temalarını büyük ölçüde korumuştur.

Türk İnanç Sisteminde Kurt: Sembolizm ve Önem

Türk mitolojisinde doğa, hayvanların ve gök nesnelerinin doğal güçleri ve kozmik unsurları sembolize ettiği kişileştirilmiş bir statü üstlenir. Özellikle kurt, İç Avrasya’nın zorlu doğasında varlığını sürdürebilmesi ve en çetin koşullarda bile yaşama tutunabilmesi açısından merkezi bir rol oynar. Mitolojik çerçevede kurt, Türk toplulukları ve çevreleri arasındaki çok yönlü ilişkiyi girift bir şekilde yansıtan sayısız sembolik anlamı bünyesinde barındırır.

Bir tepe avcısı olarak kurt, gücü, kurnazlığı ve uyum sağlama yeteneğinden oluşan bir dizi özelliği bünyesinde barındırır. Bu bakımdan Türk toplulukları arasında hem korku hem de hayranlık uyandırır. Türk mitolojisi, antropomorfik şekilde kurdu genellikle insan ve hayvan özelliklerinin benzersiz karışımının bir yansıması olarak betimler ve ona ilkel içgüdülerin ve doğal güçlerin yılmaz bir sembolü olma ayrıcalığını bahşeder.

Börü: The Wolf in Turkic Mythology
Kurdun İç Avrasya’daki ve Sibirya’daki zorluklara dayanma yeteneği, ona Türk mitolojisinde güç ve kararlılığı simgeleyen önemli bir sembolik rol verir.

Türk mitolojisindeki kurt tasvirinin, sübjektif sıfatlardan görece yoksun kalması, ona içsel ahlaki değerler olan iyilik ya da kötülük atfetme eğiliminden kaçınması dikkat çekicidir. Kurt, daha ziyade Türk halklarının pragmatik merceğinden algılandığı şekliyle doğal dünyanın karmaşık dengesini somutlaştıran, ham gücün ve evcilleştirilmemiş vahşi doğanın sembolü olarak ortaya çıkıyor.

Türk mitolojisindeki kurdun karakterizasyonuna gömülü olan tarafsızlık ve nesnellik, basit insan merkezli ikilemleri aşan, Türk toplumu ve doğa arasındaki derin bağı yansıtan bir anlam taşır. Bu anlayışa göre kurt, doğa dinamiklerinin ilkel özünü somutlaştıran, esrarengiz ve hayranlık uyandıran bir varlıktır. İyi ya da kötü gibi sübjektif yargılardan yoksun kurt imgesi, yaşam döngülerinin karşılıklı etkileşiminin ve insan ile doğal düzen arasındaki ayrılmaz bağın bir simgesi olarak kendine yer bulmaktadır.

Türk Efsaneleri ve Folklorunda Kurtlar

Türk folkloru, Türk toplulukların kolektif hayal gücünü sergileyen, ana karakter olarak kurtları öne çıkaran masallarla doludur. Bu öyküler genellikle kurtları hem zorlu düşmanlar hem de sadık müttefikler olarak betimler ve kurt sembolizminin ikiliğini yansıtır.

Türk folklorunda yaygın olan bir tema, kurtların bilge ve kurnaz yaratıklar olarak betimlenmesidir. Kurtların, hedeflerine ulaşmak için insanları veya diğer hayvanları zekice alt ettiğine dair çok sayıda efsane vardır. Bu öyküler, dinleyicilere doğanın zekasını hafife almanın tehlikelerini hatırlatan uyarıcılar olarak görülür.

Öte yandan, kurtlar Türk folklorunda koruyucu ve rehber olarak da betimlenmiştir. Bazı mitlerde, kayıp ya da hayırsever kişilere yardım ederler ve gizli gerçekleri açığa çıkarırlar.

Asena Efsanesi: Türk Mitolojisinde Anne Kurt

Asena, Türk mitolojisinde bir dişi kurdun adıdır. Efsaneye göre Asena bir gün savaştan sağ kurtulan bir çocuk bulur ve onu besleyip büyütür. Çocuk büyüyünce dişi kurdu hamile bırakır ve dişi kurt 10 erkek çocuk doğurur.

Göktürk Kağanlığı’nı kuran Aşina boyu, soylarını Asena’dan doğan bu 10 çocuğa dayandırır.2

Asena bazı masallarda Bozkurt olarak da geçer.

Oğuz Kağan Efsanesi

Oğuz Kağan, Türk edebiyatında ve mitolojisinde yarı efsanevi bir imparatorun adıdır.

Efsaneye göre bir gün Oğuz Kağan uyurken çadırı parlak bir ışıkla dolar. Işığın içinden ona yaklaşan ve ona yol gösteren mavi bir kurt çıkar. Gökbörü olarak da bilinen mavi kurdun rehberliğinde Oğuz Kağan ve ordusu, düşmanları Urum Han’a karşı önemli bir zafer elde ederek topraklarını genişletirler. Oğuz Kağan, yaşamı boyunca mavi kurdun rehberliğinde zaferler yaşamaya devam eder ve sonunda halkını refaha kavuşturur.3

Ergenekon Destanı

Efsaneye göre Türk toplumu, düşman güçlerinden kaçtıktan sonra kendilerini yüksek dağlarla çevrili Ergenekon Vadisi’nde tuzağa düşmüş halde bulurlar. Yaklaşık 400 yıl sonra, usta bir demircinin dağı eritmesiyle çıkış yolu bulurlar.

Her yıl 21 Mart’ta bu önemli olayı anan Türkler, ateşler yakarak ve kızgın demirler döverek Ergenekon’dan çıkışı kutlamışlardır. Aynı zamanda bu tarihi yeni yılın başlangıcı ve baharın ilk günü kabul etmişlerdir.

Bazı kaynaklar, dağın erimesinden sonra Börteçine adlı bir dişi kurdun Türklere rehberlik ettiğini belirtmektedir.

Türeyiş Destanı: Türk Mitolojisinde Baba Kurt

Antik dönemlerde, kızlarının güzelliği, gören herkesi büyüleyen bir hükümdar vardı. Bu büyüleyici bakirelerin, Tanrı ile birleşmeye yazgılı olduklarına inanılıyordu. Hükümdar, kutsal kaderlerini güvence altına almak için olağanüstü bir önlem aldı ve kızlarını kuzey topraklarının ıssız köşelerinde bulunan yüksek bir kuleye hapsetti.

Hükümdar yılmadan, sarsılmaz bir bağlılıkla yıllarca Tanrı’ya yalvardı. Sonra, içten yakarışlarına yanıt olarak ilahi bir müdahale şekillendi ve Tanrı, muhteşem bir kurt şeklinde cisimleşti. Kurt ile hükümdarın kızından (ya da kızlarından) meydana gelen çocuklar Uygur soyunun ataları oldular.4

Türk Şamanizminde Kurdun Rolü

Türk şamanizminde kurtlar, şamanlara hem yardım etme hem de onlara meydan okuma yeteneğine sahip güçlü ruhani varlıklar olarak algılanırlar.

Türk şaman uygulamaları genellikle kurtları dönüşüm ve şekil değiştirme ile ilişkilendirir. Ayinler sırasında şamanlar, içgörü, güç ya da rehberlik elde etmek için kurdun özelliklerini somutlaştırmaya çalışabilirler. Kurdun çeşitli alemleri kat etme yeteneği, şamanın ruhlar dünyasıyla derin bağlantısının ve bu tür etkileşimlerden elde edebilecekleri bilgeliğin simgesi haline gelir.

Kurtlar bazen şamanlara vizyoner yolculuklarında yardımcı olan ruh rehberleri olarak da kabul edilir. Kurdun doğasında bulunan dayanıklılık ve uyum sağlama özelliği, spiritüel alemde gezinen şamanlar için paha biçilmez nitelikler olarak algılanır.

Geyik Totemi ve Şamanizmde Erk Hayvanı

  1. “Makaleler ve İncelemeler – Cilt I-II”, Abdülkadir İNAN, Türk Tarih Kurumu, Ankara, ISBN : 978-975-16-0333-3[]
  2. “Turks in World History”, Carter Vaughn FINDLEY, Oxford University Press, 2004, ISBN-13: 978-0195177268, ASIN: 0195177266[]
  3. Oğuz Kağan Destanı (Turkish)”, Wikisource, tr.wikisource.org[]
  4. “Manas Destanı (W. Radloff) ve Kırgız kültürü ile ilgili tespit ve tahliller”, Naciye YILDIZ, Türk Dil Kurumu, 1995[]